hisler dünyası

İtiraf ediyorum, hala gizli numaradan sesini dinliyorum, kimsenin kimseden özlemini gizlemediği şu zamanda dahi.
Ama insan utanir oluyor böyle buyuk bir aşkın sürekli tarifinden. Seninle konuşup istemediğin aşkımı hatırlatmak istemiyorum. Hem belki sen sesimi duymak istemiyorsundur oyle ya seni de bu azaptan kendimce kurtariyorum.
Önce efendim sonra bir alo, ses tonun her harfte huzur her harfte sevgiyi çağrıştırıyor. Göğüs kafesimi parcalayip çıkıyor kalbim, bir öpücük konduruyor ses tellerine. “Böyle bir şey olamaz Allahım, nasıl şükür etmeyeyim sana boyle bir varlığı sevdirmisken bana?” diyorum kapatinca. Utanıyorum yaptığıma önce sonra iyiki diyorum. Herşeyi hatırlatıyor bana sesin. Ozellikle ellerini. Yanağıma koyduğunda “evet burasi benim evim, bu adam benim yurdum.” Diyordum, öyle bir aitlik hissi. Sonra şimdi olmayışın mahvediyor beni, büsbütün dağıtıyor, herseyi ve kendimi bırakmak istiyorum, böylesi ozlem boynumu bukuyor sevgilim.
Umarım olduğun yerde iyi degilsindir ve kapımı calarsin. Umarım fazla uzun sürmez. Sen dönene kadar yüreğim yangın yeri..

Ben gondermiyorum sen okumuyorsun.

Ben gondermiyorum sen okumuyorsun.

Özlemektençıldırmayazısı

Bana bak! Gözlerin cok masum. Saçlarımı diplerinden ayırmak istiyorum, beslenmeleri beni deli ediyor! Sensiz hala yaşıyorlar, ellerinsiz. İtiraf etmeliyim ki ben yaşayamıyorum. Şimdi birileri hala nefes almamdan falan bahsedecek.. ne alaka?! Senin nefesine karışmıyorken aldığım nefes, nasıl oluyor da yaşıyor sayılıyorum?

Bu bilim adamları çok aptal. Anlamiyorlar. Nefes almak değil yaşamak! Sadece bu kadar olamaz. Nefes almana anlam katanla nefes almaktır yaşamak.
HİÇBİR ŞEY BİLMİYORSUNUZ, BOK YİYİN!!

kulloziblog:

Bu gece alkolle sabahla.ona de ki;ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyikaybettim..!

kulloziblog:

Bu gece alkolle sabahla.
ona de ki;
ben kanıma kırmızı rengi veren kişiyi
kaybettim..!

reblogged from ilhan

Acı ders

Milletçe hepimize büyük bir ders oldu.

Biz Türk insanı neyin kiymetli olduğunu idrakta zorlanırız, anlayamayiz. Mesela bir çoğumuz takım elbiseli bir adam gördükmüydü hemen önünde eğilesimiz gelir, kim bilir ne önemli bir iş yapıyor diye geçiririz içimizden.. ama üstü başı kir pas olduğunda acırız baştan aşağı bakar, yırtık ayakkabılarından kirli üstünden utanmıyor mu diye düşünürüz, yanımızda otursun istemeyiz, ailemizden birisinin öyle olmasi yaninda yurumememize sebebtir. Kısacası hor görürüz arkadaşım, hor görürüz onlari.

(Benim babam da işçi, hic unutmuyorum bir gün işten eve geldiginde beni biraz sevmek istedi ama çalışırken eldiven taktığından dolayı elleri kötü kokuyor diye kizmistim, “yapma baba pis kokuyor ellerin” dediğimde verdigi cevaptan dolayı yerin dibine girdim “ben bu ellerle ekmek getiriyorum sana.” Bu hayatımda aldigim en buyuk derslerden biridir.)

Yani demem o ki üstündeki pacavranin bi ehemmiyeti yok, başımıza bu gelenlerin hepsi saygi duydugumuz o takim elbiseliler yüzünden, o insanlar belki kirliydi belki ustu basi berbat haldeydi ama en temiz ekmegi onlar getiriyordu evlerine, en buyuk saygiyi onlar hakediyordu o takim elbiseler cok kirliydi biz gormuyorduk, anlayamiyorduk. Düşünün o çocukları, maden ocağından cikamayan bir babanız oldugunu düşünün, hissedin onlarin acisini, görün, duyun, bilin artik. Görüyorum hala gözlerini acmayanlar var, duymayanlar var, silkinin artik.

Oyle umuyorum ki bundan sonra herkes işçiye, çöpçüye ya da madenciye selam verecek yaninda oturacak ve saygi duyacak, bu milletimizin aldığı en acı ders olsun, ve ne olur son olsun.
(Bu arada Özür dilerim baba, sen dunyada gördüğüm en guzel kokulu adamsın. )